Yatırımcı Sohbetlerimizin ekim ayı konuğu, girişimlerimizden Nanomik’in kurucu ortaklarından Dr. Buse Berber Örçen idi. Buse bize, biyoteknoloji sektöründe neler oluyor, globaldeki başarı ve başarısızlık hikayeler üzerine bilgiler verdi.
2025 itibariyle dünya genelinde, değeri en az 1 milyar ABD Doları olan ‘unicorn’lar 1450 tane iken, bunların %5’i iklim, %3’ü biyo ve sadece %1’i tarım teknolojileri üzerine faaliyet gösteriyor. Küresel sorunlar bu kadar fazla iken, çözüm üretme potansiyeli yüksek olan bu girişimlerin sayıca azlığı ve hala yatırımların özellikle finansal teknoloji alanına odaklanmış olması manidar.
Tarım teknolojisine odaklanan 11 ‘unicorn’un ülkeler bazında dağılımında Amerika ilk sırada yer alırken, onu Hindistan, Çin, Almanya, Singapur ve Fransa takip ediyor. Biyoteknoloji yatırımlarının pandemi sonrası tavan yaptığına dikkat çeken Buse, başarılı biyo ve tarım teknolojisi girişimlerinin iyi olduğu 7 ortak noktayı paylaştı:
- Tek ürün değil, çok yönlü bilimsel platform kurarak teknolojiye odaklanmak,
- Erken aşamada büyük markalarla teknik ve finansal iş birliklerine dayalı stratejik ortaklıklar kurmak,
- Deneme başarısı sonrası değerleme güncelleyerek yeni yatırımlar çekmek,
- Patentlerle teknolojiyi kilitleyerek, güçlü patent ve regülasyon stratejisi oturtmak,
- Gıda israfı, iklim dayanıklılığı gibi etki odaklı meseleleri hedeflemek,
- Veriye dayalı kararlar almak ve güven artırmak,
- Ürün / klinik başarıların ardından halka arz gibi yatırımcı ilgisini en üst düzeyde çekecek programlama yapmak.
İklim değişikliği, tarım ve biyoteknoloji girişimlerini odakta tutacak
İklim değişimi, başta tarım olmak üzere pek çok sektörü etkilediğinden biyo ve tarım teknolojisi girişimleri daha uzun zaman odakta olmayı koruyacaklar ancak karşı karşıya oldukları zorlukların başında ticarileşme süresinin uzunluğu geliyor. Ürünlerin, piyasaya çıkması 8 ile 12 yıl sürebiliyor. Ürün geliştirme sırasında daha ilk fazlarda yaşanacak klinik başarısızlıklar yatırımcının güvenini sarsıyor. FDA ve EMA gibi uluslararası kuruluşların onay süreçlerinin uzun olması, regülasyon konularında belirsizlik yaratıyor. SPAC / IPO ile abartılı büyüme iddiaları yanıltıcı beklentiler yaratırken, klinik çalışmalar için gereken yatırım ihtiyacı sermaye bağımlılığına sebep oluyor.
Başarısızlığın ortak noktalarına gelince;
- Birçok “unicorn”un pratik test yapmadan teorik modellerle işe başlaması, gerçek kullanıcı davranışının göz ardı edilmesine sebep oluyor.
- Operasyonel giderler ve rezerv bütçe gibi unsurlar doğru hesaplanmadığı için finansal bir disiplinsizlik yaşanıyor.
- Hızlı ölçeklenen girişimler, büyümeyi iyi yönetemiyor.
- Müşteri beklentilerinin doğru yönetilememesi, projelerin gecikmesine sebep oluyor.
- Değer önermesi iyi anlatılmadığından ve düşük marjlarla çalışıldığından güven eksikliği oluşuyor.
Ginkgo Bioworks’ün yükselişi ve çöküşünü de örnek olarak paylaşan Buse, Kanada gibi “gelişmiş bir ekosistemde neden “unicorn” az çıkıyor?” sorusuna yanıt vermeye çalıştı.
